Dirilişin Şairine Vefa
Bugün, düşünce ve edebiyat dünyamızın mümtaz isimlerinden Sezai Karakoç’un ahirete irtihalinin yıl dönümü. O, bir şair olmaktan ziyade, bir medeniyet tasavvurunun mimarı, bir diriliş çağrısının öncüsü, bir fikir işçisiydi. Yalnızca şiir yazmadı; insanı, toplumu, tarihi ve geleceği yeniden inşa etmeye çağıran derin bir irfan bıraktı.
Karakoç’un dünyasında şiir, bir estetik oyun değil; hakikatin sesini çağımıza ulaştıran bir nefesti. “İnançsız şiir, şiir değildir” derken kastettiği; kelimenin kalpten kopup geldiği, insanı yeniden yoğuran bir diriliş seferiydi.
Onun eserlerinde, hem Yunus’un sadeliği, hem Mevlânâ’nın çağırışı, hem de Peygamber Efendimizin kutlu izine duyulan hasret vardı. Karakoç’un medeniyet anlayışı, geçmişe kapanmış nostalji değil; kökleri tarihte, dalları gelecekte bir diriliş ağacıydı. Bu yüzden düşüncesi bugün de yol göstermeye devam ediyor.
Sezai Karakoç, yalnızca bir edebiyat adamı değil; hem çağını okuyan hem çağının ötesini kuran ve çıkış yolunu gösteren bir fikir ve dava adamıydı. Sessizdi, gösterişten uzaktı; fakat kelimeleriyle bir milleti yeniden ayağa kaldıracak güçteydi. Onun “Diriliş” çağrısı hâlâ taze, hâlâ diri.
Vefatının sene-i devriyesinde onu rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyoruz.
Ruhu şad olsun.
Mirası, gönüllerimizde dirilmeye devam etsin.
Yorum bırakın